Mağdur Haklarına Yönelik Bir Yasa Değişikliği Önerisi

Mağdur hakları ile ilgili düzenlemeler ceza adalet sistemine, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile eklenmiş bununla birlikte,5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu, 5233 sayılı Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nde de mağdur hakları ile ilgili önemli düzenlemeler yer almaktadır.

Bunun yanında 10 Haziran 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 63 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve güncel olarak Adalet Bakanlığı tarafından ‘Mağdur Hakları Kanun Tasarısı Taslağı’ hazırlanmıştır. Taslağa göre, mağdur: ‘Suç nedeniyle fiziksel, zihinsel, ruhsal veya ekonomik olarak doğrudan zarar gören kişi’ olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında kırılgan grup başlığında, cinsel suç, aile içi şiddet, terör, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçu mağdurları ile çocuk, kadın, yaşlı ve engelli mağdurları birlikte tanımlanmıştır. Bu düzenlemeler mağdur hakları alanında dünyada olduğu gibi ülkemizde de gerekli ve önemli gelişmeler olarak kabul edilebilir.

Taslağın, suç mağdurunun aynı zamanda suçtan zarar gören kişi olması nedeniyle ikincil mağduriyetini önlemeyi, ağırlıklı olarak sosyal ve ekonomik destek olmayı amaç edindiği görülmektedir. Ancak bu yazı ve teklifteki meramımız, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü, adalete erişim ve ceza yargılamasında süje olan mağdurun haklarına yöneliktir.

Ceza Muhakemesi Kanunun 2. maddesinde, ceza muhakemesindeki bazı süjelerin ve kavramların tanımı yapılmıştır. Bu tanımlar içerisinde; şüpheli, sanık, müdafi, vekil, soruşturma, kovuşturma, ifade alma, sorgu, malen sorumlu, suçüstü, toplu suç, disiplin hapsi yer almaktadır. Ancakşüpheli: ‘Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi’, sanık ise ‘Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi’ olarak maddede yer alırken, mağdur ve katılanın tanımına yer verilmemiştir.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu ile ceza adalet sisteminde mağdur hakları bakımından olumlu düzenlemeler yer almıştır. Ceza muhakemesinin en önemli süjelerinden biri, bir yönüyle en önemlisi olan mağdur ise bir değerlendirmeye göre, devletin koruma görevini yerine getirememesinden ötürü suçtan zarar gören kişisidir. Bu yönüyle mağdurun tanımının yapılmayışı önemli bir eksiklik olduğu gibi kanun tekniğine de uygun düşmemektedir. Bu bakımdan Ceza Muhakemesi Kanununun 2.maddesinde, şüpheli ve sanıktan sonra devam eden fıkralarında, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Mağdur Hakları Kanun Taslağında olduğu gibi mağdur ve katılanın tanımı, yapılmalı ve devam eden fıkraları da buna göre teselsül ettirilmelidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilk halinde, bir suç sınırlaması yapılmadan, mağdur ve müştekiye, talebi halinde avukat görevlendirilmesini isteme hakkı tanınmış iken, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda 24.7.2008 tarihli ve 5793 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile mağdurun kendisine avukat görevlendirilmesini isteme hakkı, sadece “cinsel saldırı suçu” ile ‘alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar” için mümkün hale gelmiştir.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ceza adalet sistemimizde, mağdur hakları bakımından önemli hak ve düzenlemeler yapılırken, ekonomik gerekçelerle 2008 yılından yapılan değişiklik ise mağdur hakları bakımından geriye gidiş olarak nitelendirilecek bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Bu durum, şüpheli- sanık hakları karşısında mağdur hakları bakımından eşitsizliğe neden olmaktadır.

Örneğin, ceza yargılamasında eşe karşı kasten yaralama suçuna ilişkin olarak talebi üzerine şüpheli ya da sanığa müdafi görevlendirilebilmektedir. Ancak aynı suçun mağduru ya da katılanı olan kişiye, uygulaması pek olmamakla beraber teorik olarak Avukatlık Kanunu’nun 176. maddesi kapsamında adli yardım kapsamında vekil görevlendirilmesi düşülebilirse de de uygulamada başka tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Ceza yargılamasında mağdura Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince vekil görevlendirilmesi yapılamaması uygulamada ve kadına karşı şiddetin önlenemediği günümüzde birçok hak ihlali ve mağduriyetleri beraberinde getirmektedir. Oysa ki Avukatlık Kanunu gereğince adli yardım kapsamında yapılacak işler nedeniyle yapılan avukat görevlendirmesi dışında, öncelikle suça konu eylem nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında soruşturma ve kovuşturma evresinde vekil görevlendirilmesi yapılması gerekmektedir.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, Mağdur Hakları Daire Başkanlığı ve İl Müdürlükleri gibi mağdur hakları bakımından önemli ve yeni kurumlar ihdas edilmiş, 6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa da, bir kısım tedbirler öngörülmüş ve özellikle Aile Mahkemesi hakimine önemli yetkiler verilmiştir. Ancak defaten ve yıllara sari olarak dile getirdiğimiz gibi bu yasa, ‘kasten yaralama’ nedeniyle açılan ceza davasında mağdura vekil tayin etme imkanını vermemektedir. Uygulamada mağduru daha da mağdur eden bu eksiklik giderilmeli ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun ilk şeklinde olduğu gibi müşteki, mağdur ve katılana vekili bulunmaması durumunda talebi halinde, suç sınırlaması olmaksızın vekil görevlendirme imkanı verilmeli, şüpheli ve sanığın adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkı ve  avukattan yararlanma hakkına ilişkin düzenlemelerle eşitlik sağlanarak, mağdur, müşteki katılanın da hak arama özgürlüğü ve adalete erişim hakkı çerçevesinde avukattan yararlanma hakkı temin edilmeli ve adalete erişimin önünde bir engel olarak ortaya çıkan vaki düzenleme değiştirilmelidir.

Bunun yanında, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre mağdur için tek bir zorunlu vekillik hükmü mevcuttur. (CMK 234./2). ‘Mağdur, on sekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir. Şüpheli ve sanık bakımından ise, CMK 150/3 gereğince alt sınırı 5 yıldan fazla olan suçlarda zorunlu müdafilik mevcuttur. Oysa ki mağdur, müşteki ve katılan için alt sınırı 5 yıldan fazla olan suçlarda zorunlu vekillik öngörülmemiştir. Ceza miktarının fazla olduğu suçlarda sanık bakımından savunma hakkını güvence altına alarak zorunlu müdafiliği öngören yasa koyucu, aynı durumda, bu ağır suçların mağduru olan kişiler bakımından da eşitliği sağlayacak ve mağdur haklarını güvence altına alacak yasal düzenlemeyi gerçekleştirmelidir.

Ceza Muhakemesi Kanununun ‘Tanımlar ’başlıklı 2. maddesinde yukarıda izah edildiği şekilde düzenleme yapılması ile mağdur, müşteki ve katılanın haklarını düzenleyen 234 ve 239. maddelerinde aşağıdaki şekilde değişiklik yapılması talebidir.

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN MEVCUT HALİ

Madde 234 (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:

a) Soruşturma evresinde;

1. Delillerin toplanmasını isteme,

2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,

3. (Değişik altbent: 24/07/2008-5793 S.K./40.mad) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

4. 153 üncü Maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,

5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.

b) Kovuşturma evresinde;

1. Duruşmadan haberdar edilme,

2. Kamu davasına katılma,

3. Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme,

4. Tanıkların davetini isteme,

5. (Değişik altbent: 24/07/2008-5793 S.K./40.mad) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.

(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.

(3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.

Bununla birlikte;

KATILANIN HAKLARI

Madde 239 – (1) (Değişik fıkra: 24/07/2008-5793 S.K./41.mad) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.

(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.

Şeklinde düzenlenmiştir.

TEKLİF EDİLEN YASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE BİRLİKTE ÖNERİLEN HALİ

Madde 234 (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:

a) Soruşturma evresinde;

1. Delillerin toplanmasını isteme,

2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,

3. Vekili bulunmaması halinde, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

4. 153 üncü Maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,

5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.

b) Kovuşturma evresinde;

1. Duruşmadan haberdar edilme,

2. Kamu davasına katılma,

3. Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme,

4. Tanıkların davetini isteme,

5. Vekili bulunmaması halinde, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.

2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.

(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

KATILANIN HAKLARI

Madde 239- (1) (Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.

(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.

(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Av. Alim MERT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.